Klinik Sosyal Hizmet

Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih KILIÇARSLAN & Vahdi ÇOBAN

Küresel krizler insan ve ruh sağlığı Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 28 Haziran 2010 15:54
İnsanlar topluluklar halinde yaşarlar.Toplumlar birbirlerini etkilerler.Filistindeki bir acıyı Türkiyedeki bir insanda duyar hisseder.Beşeri özelliklerini kaybetmeyen insanlar için bu böyledir.Dünyanın en uzak köşesindeki bir problem Anadolu”nun en ücra köşesindeki bir insanımızı derinden sarsabilir.Dünya küçüldükçe insanlar birbirinden daha çok etkilenecektir.  İNSAN NEDİR ?: İnsan biyolojik psikolojik ve sosyal bir varlıktır. Parmağının hafifçe kesilmesinden acı çeken insan krizler travmalar vb olaylar dan da derinden etkilenir. Dünyada en çok ihtiyacı olan varlık insandır. İnsanın elinde olmayan veya elde edemediği her şey ihtiyaç dahilindedir. Dahası insan neyi hayal edebiliyorsa o şey ihtiyaç dahilindedir.Bunun üzerine birde reklam sektörünün şatafatlı büyülü güzelliği eklendiğinde insanlar çılgınca tüketime yönelirler. İnsan bedenini korumak için bir çaba sarf ederken ruh sağlığını korumak içinde gayret etmelidir
İNSAN TÜKETİM ARACIMIDIR:Günümüz dünyasında insanlar çılgınca tüketime yönlendirilmektedir.Görsel ve yazılı basın özellikle sinema,televizyon ve internet aracılığı ile tüketim çılgınlığı çok hızlı bir şekilde pompalanmaktadır.Sihirli reklam aracını çok iyi kullanan çağdaş toplumlar insanları tüketime yönlendirmektedir.Özellikle çocukları ve kadınları kullanarak reklamların etkisini artırmaktadırlar.Bu durum çocukları ,aileyi ve toplumu derinden etkilemektedir.İnsanlar görüp,duydukları tüm nesnelere sahip olmak istemektedirler.Fakat Dünyada sınırsız kaynaklar ve imkanlar yoktur.Dolayısı ile insanlar imkanlar ve kaynaklar arasında ince bir denge kurmak zorundadır.Denge kurmada zorlanan insanların ruh sağlığında sapmalar olabilir.
 
İNSANLARIN TÜM İHTİYAÇLARI KARŞILANABİLİR Mİ:İnsanoğlu sonsuz derecedeki ihtiyaçlarını sınırlı imkanlarla karşılamaya çalışmaktadır.Dünyada var olan yeraltı ve yerüstü zenginlikleri hesapsız bir şekilde tüketilmektedir.Bu kaynaklar tüketilirken ortaya çıkabilecek riskler göz ardı edilmektedir.Böylece Dünyada kötü kullanım sonucunda insanoğlu başına büyük dertler açmıştır.Çevre kirliği,su ve petrol kaynaklarının tükenmesi örnek verilebilir.
 
İNSANLAR NEYİ İSTİYOR:Dünyada üretim ve tüketim kavramının belirleyici faktörü insandır.İnsanlık tüm dünyadaki bireylerin temel ihtiyaçları karşılamak için araştırmalar yapmalıdırlar.İnsanlar tanımadığı bilmediği obje yada nesne konusunda bir program yapmazlar.İşiterek,görerek,hayal ederek beşer kendisine ihtiyaç oluşturur.İnsan ihtiyaçlarına bir sınır konulmamıştır.Fakat kaynaklar sınırlıdır.İnsanlar çok hızlı bir tüketim içine girerek statü,şöhret,onay görme,kabul edilme gibi ihtiyaçlarını gidermeye çalışır.Dünyanın bir köşesinde kuru ekmekle mutlu olabilen bireyle,Ay”a yolculuk için gün sayan kişinin aradığı şey MUTLULUKTUR.Kısaca insanoğlu tüketim çılgınlığı ile mutluluğu yakalamaya çalışmaktadır.
 
İNSANLARI MUTSUZ EDEN NEDİR:Modern ve kapitalist toplumlarda insanlara hemcinslerini alt ettikleri oranda mutlu olabilecekleri enjekte edilmektedir.Eskiler maalesef insan insanın kurdudur şeklinde ifade ederek, bu gerçeğe parmak basmıştır.İnsanlar hayatlarının gayesini bir başka bireyin mutsuzluğu üzerine bina ederlerse toplumda huzursuzluk başlar.Sokakları gayesiz hedefsiz fakat eğitimli robotlar doldurur.Ülkemizde de her geçen gün biraz daha kaybolan değerler manzumesinin yerine insanları mutlu etmeyen değerler almaktadır.Bir kişinin mutluluğu yekdiğerinin sevincinde gizlidir.Batı toplumlarında ise ısrarla üzerinde durulan nokta BİREYSELCİLİKTİR.
 
Ben alırım, ben severim, ben giderim, ben gelirim, ben yerim şeklinde egoizm(Benmerkezcilik) şırınga edilmektedir. Yapılan araştırmalarda telefon kayıtları incelendiğinde en çok kullanılan kelimenin BEN olduğu tespit edilmiştir. Kısaca modern batı toplumları “yalnız yaşarım yalnız ölürüm” mantığı üzerine kurgulanmıştır. Bireyselciliğin sıkça vurgulandığı toplumlar fonksiyonellik anlamında iflas etme noktasına gelmiştir. Artık beşeri münasebetlerin geliştirilmesi üzerine araştırmalar yapılmakta olup çıkan yol haritasına göre uygulamalar başlatılmaktadır.
 
BİREYCİ TÜKETİM TOPLUMLARINDA HANGİ RUHSAL PROBLEMLER ORTAYA ÇIKABİLİR: Bireyci tüketim toplumlarında sosyal hayatın odağını ZEVK oluşturur. Kişiler kendilerini mutlu etmek için her yolu denerler.Bu istekle hareket eden bir birey “hep bana hep bana” şeklinde bir algılayış içinde olur.Yani bireysellik ön plandadır.Biz yoktur ben vardır.Kişiler etrafındaki bireylerle iletişim kurmazlarsa yalnızlığa itilirler.Tek başına yaşamaya başlarlar.Sosyal hayatın temel dinamiği ise paylaşmayı gerekli kılar.Zevk düşkünü,bencil yalnız yaşayan insanları bekleyen bir tehlike vardır.Bunun adı da MUTSUZLUKTUR.Modern Batı toplumları bu illetle mücadele için çalışmalar yapmaktadır.Dünyada kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu bir ülkede en çok intihar vakaları görülmektedir.Avrupa”nın en müreffeh toplumlarında temel problem boşanmadır.
 
KRİZLERDEN EN ÇOK KİMLER ETKİLENİR: İnsanlar hayatı kolaylaştırmak için sistemler oluşturmuşlardır. Aile sistemi toplumların en önemli kurumlarından birisidir. Krizlerden etkilenen her birey aynı zaman da aileyi de etkileyecektir. Dolayısı ile karşılıklı bir etkileşim vardır.Kişileri derinden etkileyen sıkıntılar aileye,çocuklara ve topluma da yansır.Sağlıksız ortamda yetişen çocuklar sorunlu aileleri, sorunlu aileler, patolojik toplumu oluşturur.                                                                                                                    
 
Dünyada ve ülkemizde krizler her zaman olacaktır. İnsanların bu kriz ortamından etkilenmemeleri çok zordur. Krizler maddi ve manevi olarak insanın ruh dünyasında derin etkiler bırakır.Çünkü bireyler normal seyreden hayatlarındaki deşikliklere tepkiler verirler.Bu tepkiler bireysel bazda olabileceği gibi ailesine çevresine çocuklarına ve topluma yansır.Bu durumlarda insanlar öfkeli,kaygılı,saldırgan,agresif ve depresif davranışlar sergileyebilirler.Bu durum tepkiselliğin bir sonucu olarak görülmelidir.
 
Hayat şartlarının insanlar ruhsal tesirleri vardır. Maslovu”un ihtiyaçlar teorisinde şunlar vardır. Fizyolojik gereksinimler, güvenlik, ait olma duygusu, sevgi görme. saygı görme ve kendini gerçekleştirme.İnsanın yaşadığı toplumdaki maddi ve manevi sorunlar kişiler için depresif özellikler barındırmaktadır.Bireyler kendileri ve aileleri için planladıkları hayat standardına ulaşmak için sıkıntı çekmeleri gayet normaldir.
 
ÇÖZÜM NEDİR:    Bireyler elinde olmayan sebeplerden ötürü bir zorlukla karşılaşırlarsa çaresizlik duygusu yaşar.Bu duyguyu ailesine, çocuklarına, annesine, babasına,eşine ,arkadaşlarına,işyerine kısaca çevresine agresyon olarak yansıtırsa, hayat içinden çıkılmaz hal alır.Fakat içinde bulunduğu duygusal durumu paylaşabilirse, problemin çözümü için bir adım atmış olur. 
 
Krizle boğuşan bir birey iki şeye dikkat etmelidir. Kişi kendisine zarar verebilecek davranışlardan kaçınmalıdır. Ailesine, çocuklarına, eşine kısaca çevresine öfke, gerginlik yansıtmamalıdır. İnsanlar kendilerinin sorun çözme ve baş etme kapasitelerini geliştirmelidirler.Krizin farkında olarak yeni çözüm yolları aramalıdırlar.
 
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Haziran 2010 16:00
 

Sosyal Hizmet Anket

Türk gençlerinin en büyük sorunu nedir ?
 

Hava Durumu

Ziyaretçi Sayısı

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün18
mod_vvisit_counterDün24
mod_vvisit_counterBu Hafta18
mod_vvisit_counterBu Ay317
mod_vvisit_counterTümü3990

Üye İstatistiği

Total Members : 204
Latest Member : kalender09