|
| |
Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Artan sosyal sorunlardan en çok etkilenen çocuk ve ergenlerdir. Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ailenin uygun tutum ve davranışlarıyla çocuk kişilik, ruhsal ve davranışsal gelişimi sağlıklı yapılandırılır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk uyum, davranış sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Bir gencin sorunlarını anlamada, tanımlamada, sağlıklı teşhisler koymak için o gencin nasıl bir evreden, nasıl bir süreçten geçtiğini iyi anlayabilmek gerekmektedir.
Örneğin, bir çocuk ergenlik dönemindeyse, duyguları inişli çıkışlıdır, duygu durumunda çok sık değişiklikler olur. Bazen öfkelenir bazen de içine kapanır. Karamsar, gelecek kaygısı içinde olabilir. Hayatta sorumluluklar almaya başlar. Fiziksel değişiklikler, genç kız - genç erkek için gerilim ve stres faktörüdür aynı zamanda. Genç, bu dönemde anne babasından ayrı bir varlık, farklı kişi olduğunu hisseder. Bir başkasına benzemeye çalışabilir, rol modelleri vardır. Sosyal varlık olarak, aile dışına çıkarak toplumsal ilişkilerini geliştirmeye başlar, arkadaş grubuyla etkileşime girer. Cinsel kimlik gelişmeye başlar. Çocukluktan gençliğe geçiş kademesidir. Özellikle kişilik, kimlik, sosyal gelişimi oluşur. Kimlik, kişilik gelişimi erkek ve kadın olarak cinsel bir kimlik kazanıyor, ya da değerleri oluşmaya başlıyor.
Çocuk ve gençlik sorunlarının temelinde, aile içindeki iletişim problemleri vardır. Sadece anne-baba, çocuk arasında değil, karı-koca arasında da iletişim sorunları neden olmaktadır. Problemlere neden olan temel faktör, karı-kocanın gerekli uyum, işbirliğini, koordinasyonu kendi aralarında sağlayamamalarıdır. Anne-babanın güvenli duruşu, çocukları için sağlıklı rol ve model olmaları, güzeli-iyiyi aile içerisinde hep güçlü bir şekilde temsil etmeleri gerekir. Eğer bir ebeveyn çocuğuyla güçlü ve güvenli bir bağ, sevgiye dayalı iletişim kurmuşsa, gencin arkadaşların içinde toplum içinde endişe edeceği bir şey yoktur. Çünkü genç, ailesi ile oluşturduğu güçlü bir şekilde kurulan güven bağı ile arkadaşları ve toplum içerisinde güvenli duruşunu sürdürür. Güvenli bağ kuramayan, suçlanmaktan, eleştirilmekten kaygı duyan gençler, anne ve babalarına problemlerini anlatamazlar, açıklayamazlar, kaçırırlar, yalan söylerler.Bu iletişim sorunun, en önemli sebebi anne-babanın çocuğu dinlememesidir. Genç dinlenmemesi karşısında, kendi içine kapanır, kendi kendine konuşur. Değer verilmediğini, dışlandığını düşünür. Bu durumda anne-baba o problemi çözmek için nasıl bir fırsat bulabilirler ki? İletişimde altın kurul; karşınızdaki kişiye kendisini değerli hissettirtmektir. Bu kuralı gerçekleştirmek iyi bir dinleme becerisine bağlıdır.
Anne ve babanın yaptığı ikinci bir hata da kendi aralarındaki problemleri çocuk üzerinden gidermeye çalışmalarıdır. Yetişkinler, çocuğu kullanarak problemlerinin bir parçası haline getiriyorlar. Örneğin kocasından ayrılmak isteyen bir kadın, kocasıyla yaşadığı çatışmayı çocuklarına anlatırsa ben babanızdan ayrılacağım artık onunla yasayamam, sizleri terk edeceğim derse çocuk o yaşta duygusal bunalımlar yaşar, travma geçirebilir. Çocuk bu durumda suçu kendisinde arar, yaşananları düşünüp kavrayamaz. Çocuk içe kapanıyor, kapıları kapatıyor, sorunlarıyla yalnız ve baş başa kalıyor.
Bir anne babanın çocuğun gelişim döneminde ona yapacağı en iyi yardım onu karşısına alıp dinlemesidir. Bir çocuğun kendi sorunlarını anlatabilmesi o sorunların çözümü için çok önemli bir aşamadır. Sadece dinleseler önemsediklerini gösterseler, güven verseler o zamana o çocuklar anne babaya güvenle, sevgiyle, saygıyla yaklaşırlar. Güven oluşursa en küçük sorunlarında bile ebeveynlerine gelip anlatacaklardır. Fakat iletişim çatışmaları neticesinde aileden uzaklaşıyorlar ve arkadaş guruplarına yaklaşıyorlar.
Her türlü kötü alışkanlığın temelinde bu şekilde aileden uzaklaşma, güveni huzuru arkadaş ortamlarında arama yatıyor. Ruhsal hastalıklarda, iletişim ve davranış problemlerinin bir sebebidir. Aile üyelerinin birisinde görülen ruhsal sorun diğer üyelerinde olumsuz etkileyebilir. Her ailede iletişim güçlükleri olabilir ama her aileyi kendi özelinde değerlendirerek ancak kendi teşhisimizi koyabiliriz. Özellikle aile içi yaşanan stres faktörleri belirlemek önemlidir.
Ayrıca çocukta yaşanan sorunlar, organik ya da mental yetersizliklere bağlı olabilir. Bu da ciddi davranış bozukluklarına yol açabilir. Hiperaktivite, otizm, kişilik bozuklukları, anti sosyal kişilik bozuklukları bunlarda ciddi birer etkendir
Fatih Kılıçarslan
/ Sosyal Hizmet Uzmanı /
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Başhekim Yardımcısı