Sosyal Hizmet Uzmanı Fatih KILIÇARSLAN & Vahdi ÇOBAN
Çocuk ve Ergen sorunlarına yaklaşım
Ülkemizde meydana gelen toplumsal değişme, kentleşme, sanayileşme, iç göç hızının artması, gecekondulaşma ve aile kurumunun parçalanmasına paralel olarak sosyal sorunlarda önemli bir artış gözlemlenmektedir. Artan sosyal sorunlardan en çok etkilenen çocuk ve ergenlerdir. Çocuk korunmaya, ilgiye ve sevgiye muhtaç bir varlıktır. Ailenin uygun tutum ve davranışlarıyla çocuk kişilik, ruhsal ve davranışsal gelişimi sağlıklı yapılandırılır. Ancak ebeveynler çocuklarına yeterli düzeyde ilgi ve sevgi göstermez, kişilik gelişiminde uygun rol model olamaz ise çocuk uyum, davranış sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Aile toplumun en küçük kurumudur. Bireyler aile birliği içinde, çocukluktan itibaren yaşlılık dönemlerine kadar fiziksel ve ruhsal açıdan çeşitli aşamalardan geçerler. Toplumsal hayatımızda ilişki içinde olduğumuz kişileri tanımalı, sosyo-ekonomik ve kültürel özeliklerini bilmeli, duygu, düşünce ve davranışlarında meydana gelen değişimi izleyebilmeliyiz. Bu nedenle gerek bireyin meydana gelen davranışlarının değerlendirilmesinde, gerekse toplumsal yapının analizinde insan faktörü önemli bir değişken olarak karşımıza çıkmaktadır.
Aklınıza gelir miydi, onca allanıp pullanan IQ’nun bireysel başarıdaki payının % 10’u geçmediği? Yüksek IQ’nun iş ve özel yaşamda mutluluğu ve başarıyı garanti etmediği? Peki, hiç düşünmüş müydünüz, duygusal ve sosyal zekânın, kişisel gelişiminizde ne kadar etkin ve kalıcı olduğunu?
Dozajı artan aile içi şiddet vakaları, çocukları tehdit ediyor. Türkiye'de çocukların yüzde 78'inin duygusal, yüzde 24'ünün fiziksel, yüzde 9'unun ise cinsel istismarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. OKTAY MEHMET / İSTANBUL
Aile içi şiddet vakalarının en fazla çocukları tehdit ettiği ve ailelerin parçalanmasına neden olduğu belirtildi. Türkiye'de aile içi şiddetin yükselmesinin sebebini, uzmanlar, ailelerin eğitim ve gelir durumundaki düşüklüğe bağlıyor.